Şarabı Kadar Tatlı Bir Ada: Samos

Doğu Ege adaları içinde Anadolu’ya en yakın ada olan Samos, yeşil ve mavi başta olmak üzere doğanın tüm renklerini yansıtan bir tabloyu andırır. Bu tablo, Ege Denizi’nin orta yerine dört köşesinden asılmıştır.

Gün doğumunda yedi renk gökkuşağı Ege Denizi’nin köpüklü sularına düşse ve yedi parçaya ayrılsa yeşil renk, Samos’un payına düşerdi. Dört bir yanı bağ, bahçe ve ormanlarla bezeli Samos Adası’na en yakışan renk hiç şüphesiz yeşil. Bir bakıma Anadolu kıyılarına yakın yedi adanın oluşturduğu Doğu Ege Adaları’nın her biri, kendine has bir renge sahip. Bunlardan en kuzeylisi Midilli mavi, bir çocuk sevimliliğindeki Symi turuncu, uzakta yalnız bir başına buruk bir hüzün yaşayan Meis mor, Hippokrat’ın adası Kos sarı, Yunanlı armatörlerin memleketi Sakız çivit mavisi ve şövalyelerin adası Rodos kırmızı rengidir.

Haritada her adanın yaşamdaki nesnelerle benzeşen bir şekli vardır. Kimisi futbol topu, kimisi yarım ay, kimisi de bir yaya benzer. Samos ise Ege Denizi’nin mavi sularında sergilenen bir tabloyu andırır. Yeşil ve mavi başta olmak üzere doğanın tüm renklerini yansıtan bu tablo, Ege Denizi’nin orta yerine dört köşesinden asılmıştır. Bu dört köşe, Samos’un dört büyük yerleşimine ev sahipliği yapar. Bunlar, adanın kuzeydoğusunda yer alan ve adanın başkenti Vathi, kuzeybatıdaki Karlovasi, güneybatıdaki Marathokampos ve güneydoğudaki Pythagorio’dur.

Samos’un mavi yeşil rüyası

Samos, Doğu Ege Adaları içinde Anadolu’ya en yakınıdır. Dilek Yarımadası’nın burnundan kendini sulara bırakan birinin tek solukta yüzerek ulaşabileceği mesafede olan Samos, merkezi Anadolu’da bulunan 12 Ion kentinin oluşturduğu Panionion birliğinin güçlü bir üyesi olarak tarih boyunca aş ve aşk ilişkisini Anadolu ile sürdürmüştür. 1854 yılına kadar Samos’un başkentleri adanın güneyindeki yüzü Anadolu’ya dönük Hora ve Pythagorio yerleşimleriydi. Günümüzde ise Anadolu’ya sırtını dönmüş kuzey kenti Vathi, adaya başkentlik yapıyor.

Samos Adası’na Kuşadası ya da Yunanistan’ın herhangi bir yerinden gemi ile gelen gezginler, genellikle Vathi’de karaya çıkarlar. Adanın en büyük deniz gümrüğü bu kenttedir. Vathi Limanı’ndan adaya merhaba diyen bir gezgin için daha gemi iskeleye yanaşırken Samos’un mavi yeşil rüyası başlar. Etrafı dağlarla çevrili Vathi Körfezi, yemyeşil yamaçlarında rengârenk evleri ile gezginlere kucak açar.

Gümrük işlerinin ardından yürüyerek gidilebilecek yakınlıktaki deniz manzaralı otellerden birine bavulları da bıraktıktan sonra Vathi ve Samos’u keşfetmek için gezgin artık hazırdır. Adanın en büyük arkeoloji müzesi, metropolitlik binası, katedral kilisesi, neoklasik tarzda inşa edilmiş kamu yapıları ve arslanlı heykeli ile tanınan Pythagoras Meydanı, Vathi’nin görülmeye değer mimari zenginlikleridir. Vathi’nin ilgi çeken önemli bir mekanı da Şarap Müzesi’dir. Burada gezginler Samos şarap kültürü ve üretimini yakından tanırken ünlü Samos şaraplarının da tadına bakabilirler.

UNESCO Kültür Mirası

Vathi’de geçirilen keyifli anların ardından gezgin soluğu Kokkari’de alır. Adını yörede yetiştirilen soğanlardan alan Kokkari, eşsiz sahili ve şirin balık restoranları ile deniz ve yemek keyfi için Samos’taki en doğru adrestir. Güneş alçalmaya başladığında ise gezgin artık Samos’un güneyindeki Pythagorio’da yer alan arkeolojik zenginlikleri keşfetmeye hazırdır. Tarihte Tigani diye anılan Pythagorio, ilkçağda önemli bir liman kentiydi. Samos’un ünlü tiranı Polykrates döneminde yapılan birçok tarihi esere ev sahipliği yapan bu sahil kenti, günümüzde Samos’un en çok turist ağırlayan tatil beldesidir. Tarihte Hera adına yapılan en büyük tapınak olan Heraion ve insanoğlunun el ile yaptığı en uzun ve en eski su yapısı Eupalinos Tüneli, beldenin 1992 yılında UNESCO Kültür Mirası listesine alınmasında etkili olmuştur.

Samos’un tadını birkaç günden fazla çıkarmak isteyen gezginlerse ticaret, üniversite ve turizm kenti Karlovassi’yi mutlaka görmeliler. Denizi koluna takarak Vathi’den Karlovassi’ye doğru yaptığı yolculukta gezgin, adanın en büyük dağlarından biri olan Ampelos eteklerindeki Manolates Köyü’nde kısa bir kahve molası vermeli. Karlovassi’ye ulaştığında ise Karlovassi Şelalesi’nin zengin doğasında yürüyüş ve ünlü Potami Plajı’nda yüzme keyfi yaşamalı. Samos’un sahillerinden uzaklaşıp adanın kalbindeki otantik köyleri keşfetmek isteyen gezgin ise Pyrgos ve Koumaradaioi’ye doğru yol almalıdır. Bu köylerden Pyrgos’ta Samos’un ünlü ballarından diğerinde ise Pythagoras’ın adalet kupalarından satın alma şansı yakalayabilir.

Heraion ve Eupalinos Tüneli

1992 yılından beri Unesco Dünya Mirası listesine kayıtlı Pythagorio’da yer alan bu iki yapı, Samos’un belki de en önemli arkeolojik zenginlikleri. Pythagorio’dan başlayan 4 bin 880 metre uzunluktaki tören yolu ile ulaşılan Heraion, ilkçağın en büyük ve görkemli tapınaklarından birisidir. Olymposlu tanrıların babası Zeus’un eşi Hera’nın doğduğu yerde yapıldığına inanılan tapınak, tarih boyunca birçok kez yıkılmış ve yeniden yaptırılmıştır. Günümüzde ele geçen heykel ve kalıntıların pek çoğu tiran Polykrates’in 6’ncı yüzyılda Samos’lu mimar Rhoikos’a yaptırdığı anıtsal yapıdan geriye kalanlardır.

Samos’a arkeolojik ün kazandıran bir başka antikçağ kalıntısı da 6’ncı yüzyılda tiran Polykrates çağında başkent Pythagorio’ya içme suyu getirmek için Kastro Dağı’na açılan Eupalinos Tüneli’dir. Samos’un en çok ziyaret edilen arkeolojik hazinelerinin başında gelen ve ismini Megaralı mimar Eupalinos’tan alan tünel, 1036 metre uzunluğu ile hayretler uyandırmaktadır.

Adalet Kupası (Dikea Kupa )

Samos’u ziyaret eden gezginlerin Samos’tan aldıkları hediyelik eşyaların en başında adalet kupası gelir. Ünlü matematikçi Pythagoros ( Pisagor )’un 2 bin 500 yıl önce icat ettiği ters çan biçimindeki bu kupa, ilginç bir özelliğe sahiptir. Kupanın altı delik olmasına rağmen içindeki asla dökülmez ne zaman ki kupaya doldurulan içki, kupanın sınır çizgisini aşar o zaman içindekiler son damlasına kadar akıp gider. Kupaya adalet kupası ismini veren filozof belki de bu kupa ile şunu söylemek ister: İnsan, bazen yaşamın sundukları ile yetinmeyi bilmeli, zira daha fazlasını arzularken elindekiler de kayıp gidebilir.

Samos’lu üç filozof: Pythagoras, Aristarkhos ve Epikuros

Kimi coğrafyalar vardır, bazen ünlü bir isim ile akıllara gelirler. Konya’nın Mevlana, Bursa’nın Karagöz, Midilli’nin Saphho ve Atina’nın Platon ile anıldığı gibi. Ege Denizi’nde küçük bir ada olan Samos da böyle coğrafyalardan biri. Ne var ki, Samos adı anılınca bu kez bir değil birkaç isim hemen gelir gezginlerin aklına. Matematik’in babası Pythagoras, astronominin çılgın çocuğu Aristarkhos ve de felsefenin delikanlısı Epikuros.

Matematik biliminin babası diyebileceğimiz Pythagoros (Pisagor), adanın güneyinde M.Ö. 6’ncı yüzyılda doğmuştur. Günümüzde Marathokampos yakınlarında onun adı ile anılan bir mağara birçok gezgin tarafından ziyaret edilmekte. Birçoklarına göre, ünlü filozof, Pisagor Üçgeni ve Adalet Kupası gibi buluşlarını bu mağarada geçirdiği günlerde yapmıştır.

Samos’un ilkler yaratan bir başka ismi de M.Ö. 3’üncü yüzyılda Samos’ta yaşayan Aristarkhos’tur. Aynı zamanda başarılı bir gökbilimcisi olan filozof, tarihte ilk kez “dünya dönüyor!” diyen kişidir. Dünyanın diğer gezegenlerle birlikte güneşin etrafında döndüğünü söyleyen Aristarkhos’un haklı olduğunun ispatı için ne yazık ki insanlık tam bin 800 yıl bekledi.

Samos’un yetiştirdiği dünya felsefesinde çığır açan bir başka isim de Epikuros. M.Ö. 4’üncü yüzyılda Samos’ta doğan filozof, çağının ilerisindeki fikirleri ile materyalist felsefenin temellerini atmıştır. Evrende her şeyin atomlardan meydana geldiğine ve ölüm sonrası bunların evrene dağıldığına inanan filozof, ruh göçünün de olmadığına inanmıştır. Epikuros’un şu sözü, felsefesinin adeta bir özetidir: “Ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz.”

Muscat Üzümü ve Samos Şarabı

Her yanı üzüm bağları ile kaplı Samos, ilkçağdan günümüze tarih boyunca kendine özgü şarapları ile dünyada haklı bir üne sahip olmuştur. Anadolu’da misket ismi ile bilinen Muscat üzümlerinden yapılan Samos şarabı, tatlılığı ve yoğunluğu ile dikkat çeker. Belki bazı şarap severlerin hoşuna gitmeyecek ama Samos’un bal kıvamındaki tatlı şarabını buzla içmek en güzeli. 1934 yılında 25 yerel kooperatifin birleşerek kurduğu EOSS diye bilinen şarap kooperatifi, Samos şaraplarının başlıca üreticisi. Bu kooperatifin iki ayrı fabrikasında adanın muscat üzümlerinden yılda 10 bin tona kadar şarap üretilmekte. Bu şarabın ise yüzde 80’i Avrupa ve Amerika’ya ihraç edilmekte. Samos bağlarındaki asmaların pek çoğu muscat üzümü olsa da adanın yüksek yerlerinde Fokiano ve Ritino adlı kırmızı üzümler de yetiştirilmekte.

Samos Adası’na Ulaşım

Samos Adası’na Kuşadası Limanı’ndan her gün iki feribot düzenli seferler yapmakta. Biri Türk diğeri de Yunanlı şirkete ait feribotlardan ilki sabah diğeri de akşamüstü kalkıyor. Samos’un Vathi Limanı’na yanaşan bu feribotların dışında Samos’a deniz yolu ile ulaşmanın daha eğlenceli başka bir yolu da var. Ne var ki biraz zahmetli olan bu yol; Sakız Adası ya da Midilli Adası gibi civar adalardan birinden kalkan Yunan yolcu gemileri ile Samos’a ulaşmak. Vathi dışında Karlovassi ve Pythagorio limanlarına da haftanın belli günleri adalar arasında tarifeli çalışan Yunan gemileri ile ulaşmak mümkün.

Samos’a vize

Son yıllarda Yunanistan devletinin Doğu Ege Adaları’na Türk gezginleri çekmek için başlattığı vize kolaylığı sayesinde artık Samos’a gitmek için yalnızca Schengen vizesi almak zorunda değilsiniz. Eğer altı ay geçerliliği olan bir pasaportunuz varsa iki biyometrik fotoğraf ile Samos konusunda uzman bir seyahat acentesine tatil yapacağınız tarihten en az üç gün önce başvurmanız yeterli. Konaklayacağınız otelin ve yolculuk yapacağınız geminin rezervasyonunu yaptırdıktan sonra Samos vizeniz hazır. Samos’a ulaştığınızda gümrükte imzanız karşılığı 15 günlük Yunanistan vizenizi alabiliyorsunuz.

Samos’ta konaklama

Samos, belki de Doğu Ege Adaları içinde Rodos’tan sonra en çok turist ağırlayan ada. Bu yüzden de adanın her yerinde beş yıldızlı otellerden tutun, ailece konaklayabileceğiniz bahçe içinde ev tipi pansiyonlara kadar sayısız konaklama seçeneği mevcut. Bilhassa Marathokampos ve Pythagorio gibi adanın güney kentleri oteller açısından oldukça zengin. Dağların çam, bahçelerin narenciye ve zeytinlerle kaplı olduğu, ince kumlu plajlara ev sahipliği yapan Marathokampos ve Pythagorio’da deniz, kum ve güneş üçlüsünün keyfini doya doya çıkarabilirsiniz. Eğer tatilde sizi cezbeden daha çok kültürel ve folklorik güzellikler ise Karlovassi ya da başkent Vathi’nin yaz-kış açık otellerinde eşsiz bir tatil yapabilirsiniz.

Samos’ta yeme-içme

Samos mutfağı komşusu Sakız ya da Midilli mutfağı kadar otantik olmasa da deniz mahsulleri bakımından oldukça zengindir. Ada restoranlarında karides, ahtapot, kalamar ve midye başta olmak üzere her türlü deniz mahsulünü denizden yeni çıkmış tazelikte ve üstelik çok ekonomik fiyatlarla bulabilirsiniz. Bilhassa Kokkari, deniz ile iç içe denizden gelen lezzetleri keşfetmenin en doğru adresi. Kekik, basilico, sarımsak, zeytinyağı ve taze domates sosu içinde pişirilen kabuklu jumbo karideslerden yapılan ve pişmeye yakın eklenen feta peynirleri ile de lezzetine lezzet katılan “karides saganaki” Samos’un mutlaka keşfedilmesi gereken tatlarının başında gelir. Samos mutfağının iki vazgeçilmezi vardır. Bunlardan birincisi yemeği pişirirken ikincisi de yemeği yerken olmazsa olmaz tatlardır. İkisi de açık sarı renkli bu lezzet hazineleri: Samos’un dünyaca ünlü zeytinyağı ve şarabıdır.

Yazı ve Fotoğraflar: Fatih M. Aygüneş / Turist Rehberi ve Sanat Tarihçisi